Psikoloji 4 dk okuma
İç Ses Nedir? Kendi Kendine Konuşmanın İşlevi
Gün içinde sessizce kendimizle kurduğumuz konuşma boş bir gürültü değildir. İç ses nereden gelir, ne işe yarar ve tonu nasıl değiştirilir?
Yazar: Mert Erenol
Gün içinde çoğumuz sessizce kendi kendimizle konuşuruz. Bir işe başlarken adımları içimizden sıralar, hata yaptığımızda kendimize bir şeyler söyler, zor bir konuşmanın provasını zihnimizde yaparız. Bu sessiz konuşmaya iç ses denir ve sanıldığı gibi boş bir gürültü değildir. İç ses, düşünceyi düzenlemenin, dikkati yönlendirmenin ve davranışı denetlemenin en sık kullanılan araçlarından biridir. Nasıl kullanıldığı ise kişiden kişiye ve durumdan duruma değişir.
İç ses nereden gelir
Çocuklukta düşünme çoğunlukla sesli yapılır. Küçük bir çocuk oyun oynarken ne yapacağını yüksek sesle söyler, kendine talimat verir. Zamanla bu konuşma sessizleşir ve içe döner; ama işlevini kaybetmez. Yetişkinlikte de zor bir işi yaparken kendi kendine mırıldanmak ya da adımları fısıldamak yaygındır. Bu, çocukluğa dönüş değil, dışarıdan içeriye taşınmış bir aracın gerektiğinde tekrar yüzeye çıkmasıdır. Zorluk arttıkça iç ses duyulur hale gelir.
Ne işe yarar
İç sesin en görünür işlevi yönlendirmedir. Kalabalık bir listeyi sırayla yapmak, karışık bir cihazı kurmak ya da tanımadık bir yerde yol bulmak gibi durumlarda kendine verilen sessiz talimatlar adımların atlanmasını önler. İkinci işlevi denetimdir: bir cümleyi söylemeden önce içeriden bir kez geçirmek, sonucu tahmin etmeyi sağlar. Üçüncüsü ise anlamlandırmadır. Olan biteni kendimize anlatarak dağınık bir deneyimi anlaşılır bir sıraya yerleştiririz.
Herkes aynı biçimde duymaz
İç ses herkeste aynı yoğunlukta değildir. Bazı insanlar düşüncelerini neredeyse eksiksiz cümleler halinde duyar, bazıları ise daha çok görüntülerle, kalıplarla ya da adı konmamış izlenimlerle düşünür. Kimi kişi düşüncesinin sesini kendi sesi olarak tanır, kimi için bu ses tonsuz ve renksizdir. Bu farklar hastalık belirtisi değildir; düşünmenin farklı biçimleridir. Önemli olan, kişinin kendi düşünme biçimini tanıması ve ona uygun yöntemler seçmesidir.
Tekrarlayan ve yıpratan biçimi
İç ses her zaman yardımcı olmaz. Aynı cümlenin sürekli dönmesi, geçmiş bir konuşmanın defalarca yeniden oynatılması ya da her hatanın ardından sert bir yargı cümlesinin gelmesi yorucu bir hale dönüşebilir. Bu döngünün ayırt edici özelliği ilerlememesidir: aynı malzeme tekrar tekrar işlenir ama yeni bir sonuç çıkmaz. Düşünmek bir yerden bir yere gider; döngü ise aynı noktada döner. Bu ikisini ayırmak, ne zaman müdahale edileceğini bilmenin ilk adımıdır.
Tonu değiştirmenin pratik yolları
İç sesi susturmak gerçekçi bir hedef değildir, ama tonunu değiştirmek mümkündür. En bilinen yöntemlerden biri, kendine hitap ederken birinci tekil yerine ikinci tekil ya da kendi adını kullanmaktır. Kendine "şimdi ne yapmalıyım" demek yerine adıyla seslenmek, olaya bir adım dışarıdan bakmayı kolaylaştırır. İkinci yöntem, yargı cümlesini soru cümlesine çevirmektir. "Beceremedim" yerine "burada hangi adım eksik kaldı" sorusu, aynı olayı çözülebilir bir soruna dönüştürür.
Yazıya dökmenin etkisi
Zihinde dönen cümleler yazıya geçirildiğinde çoğu zaman küçülür. Bunun nedeni, yazmanın düşünceyi sıraya sokmayı zorunlu kılmasıdır. Ağızdan çıkmayan bir cümle belirsiz kalabilir; kâğıda yazılan cümle ise sınırlı ve tartışılabilir hale gelir. Aynı işlemi kısa süreli yapmak yeterlidir: birkaç dakika boyunca aklından geçenleri düzeltmeden yazmak, hangi düşüncenin gerçekten bir sorun olduğunu, hangisinin sadece tekrar olduğunu görünür kılar.
Öğrenirken ve iş yaparken kullanmak
İç ses bilinçli kullanıldığında öğrenmeyi hızlandırır. Bir konuyu okuduktan sonra kendi cümlelerinle içinden özetlemek, eksik kalan yerleri anında gösterir. Bir işi yaparken adımları önceden içinden saymak, dikkat dağıldığında kaldığın yeri bulmayı kolaylaştırır. Yeni bir beceride ise kendine verilen kısa ve somut talimatlar, uzun açıklamalardan daha iyi çalışır. Talimat ne kadar kısa olursa, hareket sırasında hatırlanma ihtimali o kadar yüksek olur.
Sessizliğe de yer açmak
Sürekli konuşan bir zihin yorulur. Yürürken çevredeki seslere dikkat vermek, bir işi yaparken yalnızca ellerin hareketini izlemek ya da kısa bir süre hiçbir şey planlamamak iç sesin hızını düşürür. Bu, düşünmeyi bırakmak değil, araca sürekli sarılmamayı öğrenmektir. Gün içinde birkaç kısa sessiz aralık bırakmak, ihtiyaç duyulduğunda iç sesin daha net ve daha kullanışlı olmasını sağlar.
İç ses ne düşman ne de mutlak bir rehberdir. Bir araç gibi çalışır ve nasıl kullanıldığına göre işi kolaylaştırır ya da zorlaştırır. Onu fark etmek, ne söylediğini duymak ve gerektiğinde tonunu değiştirmek, gündelik hayatta karar vermeyi ve kendini toparlamayı belirgin biçimde kolaylaştırır.