İçeriğe geç
Kastamonu Bülten

Yaşamı anlatan ayrıntılar, burçları yorumlayan bakış

Psikoloji 3 dk okuma

Seçenek Bolluğu: Çok Seçenek Neden Karar Vermeyi Zorlaştırır?

Otuz seçenek arasından seçmek neden ikisinden seçmekten zor? Seçenek bolluğunun karar kalitesine ve memnuniyete etkisi, ölçütü önceden belirlemenin pratik faydası.

Yazar: Selin Karacael

Bir markette otuz çeşit yoğurt arasından seçim yapmak, iki çeşit arasından seçim yapmaktan daha zordur. Daha fazla seçenek olduğunda karar süresi uzar, karar verildikten sonra da memnuniyet düşer. İnsan sezgisi bunun tersini söyler: ne kadar çok seçenek, o kadar iyi.

Yapılan gözlemler bu sezginin belirli bir noktadan sonra çalışmadığını gösteriyor. Seçenek sayısı arttıkça karar verme yeteneği zayıflıyor, hatta bazı durumlarda kişi hiç seçim yapmıyor. Bu etki, alışverişten kariyere ve ilişkilere kadar geniş bir alanda görülüyor.

Çok Seçenek Neden Zorlar?

Her seçenek değerlendirilmesi gereken bir bilgi yükü taşır. Beş seçenek karşılaştırılabilir; otuz seçenek karşılaştırılamaz. Zihin bu noktada kestirmelere başvurur ve karar niteliği düşer.

İkinci sebep, vazgeçilenlerin toplamıdır. Bir seçim yapıldığında geri kalan tüm seçeneklerden vazgeçilir. Seçenek sayısı arttıkça, vazgeçilenlerin sayısı da artar ve karar sonrası pişmanlık ihtimali yükselir.

Karar Vermemek de Bir Sonuç

Seçenek bolluğunun en yaygın sonucu, kararın ertelenmesidir. Kişi doğru seçeneği bulamadığı için hiçbirini seçmez ve mevcut durumda kalır.

Bu, dışarıdan temkinlilik gibi görünür ama aslında bir tercih değildir. Erteleme de bir sonuç üretir: mevcut durumun devam etmesi. Bunu fark etmek, karar vermenin maliyetiyle vermemenin maliyetini yan yana koymayı sağlar.

En İyiyi Arayanlar ve Yeterliyi Seçenler

İnsanlar seçim yaparken kabaca iki gruba ayrılır. Bir grup, mevcut tüm seçenekleri gözden geçirip en iyisini bulmaya çalışır. Diğer grup, belirlediği ölçütü karşılayan ilk seçeneği alır.

İlk grup genellikle nesnel olarak daha iyi sonuçlar elde eder ama kararından daha az memnun kalır; çünkü aklında hep daha iyisi olabileceği kalır. İkinci grup daha hızlı karar verir ve sonucundan daha memnundur. Aradaki fark, sonucun kalitesi değil değerlendirme biçimidir.

İlişkilerde Aynı Etki

Seçenek bolluğu yalnızca ürünlerde değil, insan ilişkilerinde de görülür. Tanışma imkânlarının çok olduğu bir ortamda, kimseye yeterince odaklanılmaz.

Bu durum çoğu zaman seçicilik olarak adlandırılır; oysa çoğu kez karar verememedir. İlişkilerde aşırı seçicilik ve uzun listeler üzerine söylenenler bu ayrımı iyi anlatır: kriterin yüksek olması ile sürekli daha iyisini araştırmak farklı şeylerdir.

Ölçütü Önceden Belirlemek

Seçenek bolluğuyla baş etmenin en etkili yolu, seçeneklere bakmadan önce ölçüt belirlemektir. Neyin gerekli, neyin isteğe bağlı olduğu önceden yazıldığında liste kendiliğinden kısalır.

Bu yöntem, karar sırasında oluşan çekiciliklerin etkisini de azaltır. Seçeneklere baktıktan sonra belirlenen ölçüt, genellikle o an gördüğünüz şeye göre şekillenir. Önceden belirlenen ölçüt ise sizin gerçek ihtiyacınızı yansıtır.

Seçenek Sayısını Kasten Azaltmak

Uygulanabilir bir başka yöntem, listeyi bilinçli olarak daraltmaktır. Otuz seçenek arasından üç tanesini seçip yalnızca onları karşılaştırmak, hem hızlı hem tatmin edici sonuç verir.

Bu daraltma keyfi değildir; en temel iki ölçüte göre yapılır. Geri kalan seçeneklerin kaçırılmış olması ihtimali her zaman vardır ama bu ihtimalin bedeli, sonsuz karşılaştırmanın bedelinden düşüktür.

Karar Sonrası Bakmayı Bırakmak

Seçim yapıldıktan sonra diğer seçeneklere bakmaya devam etmek, memnuniyeti doğrudan düşürür. Alınan ürünün fiyatını tekrar kontrol etmek ya da seçilmeyen yolun sonucunu takip etmek bu davranışa örnektir.

Karar verildikten sonra karşılaştırmayı kapatmak, kararın kalitesini değiştirmez ama yaşanan deneyimi belirgin biçimde iyileştirir. Bu, kendini kandırmak değil; artık değiştirilemeyecek bir şeyle uğraşmayı bırakmaktır.

Küçük Kararlarda Hız

Seçenek bolluğunun en çok yorduğu alan, aslında küçük kararlardır. Ne yeneceği, hangi filmin izleneceği, hangi markanın alınacağı gibi konular gün içinde defalarca tekrarlanır.

Bu tür kararlarda hız, doğruluktan daha değerlidir. Basit bir kural işe yarar: sonucu kısa ömürlü olan kararlar hızlı verilmelidir. Küçük kararlara harcanan uzun süre, büyük kararlar için gereken zihinsel alanı tüketir.

Yeterince İyi Bir Seçim

Her kararda en iyiyi bulmak mümkün değildir; çünkü tüm seçenekleri görmek de sonuçlarını önceden bilmek de imkânsızdır.

Bu gerçeği kabul etmek, karar vermeyi kolaylaştırır. Amaç kusursuz seçim değil, ölçütlerinizi karşılayan bir seçimdir. Çoğu durumda hangi seçeneğin alındığından çok, alınan seçenekle ne yapıldığı sonucu belirler.