İlişkiler 4 dk okuma
İltifat Kabul Etmek Neden Bu Kadar Zor Gelir?
Övgü duyunca konuyu değiştirmek nezaket sanılır, oysa çoğu zaman bir refleksten ibarettir. İltifatı reddetme alışkanlığının nedenleri ve kabul etmenin yolları.
Yazar: Selin Karacael
Birisi size işini iyi yaptığınızı, güzel göründüğünüzü ya da yardımınızın işe yaradığını söylediğinde ne yapıyorsunuz? Pek çok kişi bu cümleyi duyar duymaz konuyu değiştirir, iltifatı küçültür veya karşı tarafa hemen bir iltifat iade eder. Kısacık bir cümle, şaşırtıcı biçimde rahatsızlık yaratır.
Bu tepki nezaket sanılır, oysa çoğu zaman nezaketle ilgisi yoktur. İltifatı savuşturmak, hem söyleyen kişide bir eksiklik hissi bırakır hem de kişinin kendi başarısını kaydetmesini engeller. Bu yüzden üzerinde durmaya değer bir alışkanlıktır.
Küçük Bir Cümlenin Yarattığı Sıkıntı
İltifat, kısa süreliğine de olsa ilgiyi kişinin üzerine çeker. Dikkat çekmekten hoşlanmayan biri için bu, olumlu bir cümle olsa bile rahatsız edicidir. Beden bunu bazen kızarma, bazen gülümseyip başka yöne bakma gibi tepkilerle gösterir.
İkinci bir zorluk, iltifatın beklenmedik gelmesidir. Karşılıklı konuşmanın akışı içinde ani bir değerlendirme cümlesi, hazırlıksız yakalanma hissi yaratır. Hazırlıksız kalan kişi de çoğunlukla en hızlı çıkışı seçer: konuyu kapatmak.
Reddetme Refleksi Nereden Geliyor?
Pek çok kişi kendini övmenin uygunsuz olduğu bir ortamda büyür. Bu ortamda övgüyü kabul etmek de kendini övmenin bir biçimi gibi algılanır. Zamanla otomatik bir refleks gelişir: iltifatı hemen küçültmek.
Bir başka kaynak, iltifatla gelen beklentidir. Övülen kişi bir sonraki sefere de aynı düzeyi tutturması gerektiğini düşünür. İltifatı reddetmek, farkında olmadan bu beklentiyi düşürme çabası olabilir.
Üçüncü kaynak ise geçmiş deneyimlerdir. Övgünün ardından bir istek ya da eleştiri gelmesine alışmış biri, iltifatı ihtiyatla karşılar. Bu durumda tepki kişiye değil, geçmiş bir kalıba verilir.
Alçakgönüllülük Sanılan Şey
Yaygın inanışın aksine iltifatı reddetmek alçakgönüllülük değildir. Alçakgönüllülük, başarının payını doğru dağıtabilmektir. Yapılan işi tamamen değersizleştirmek ise gerçeği çarpıtmaktır.
Aradaki farkı iki cümlede görmek mümkündür. Ekip iyi çalıştı, ben de üzerime düşeni yaptım demek alçakgönüllülüktür. Aslında hiçbir şey yapmadım, kendiliğinden oldu demek ise emeği görünmez kılar.
Savuşturmanın Karşı Tarafta Bıraktığı Etki
İltifat eden kişi, aslında bir şey paylaşmıştır: bir gözlemini ve olumlu duygusunu. Bu paylaşım reddedildiğinde, karşı taraf yanlış bir şey söylemiş gibi hisseder.
Sürekli reddedilen iltifatlar zamanla azalır. İnsanlar, yorumlarının hoş karşılanmadığını gördükçe susmayı tercih eder. Böylece kişi hem geri bildirimden hem de ilişkideki sıcaklıktan mahrum kalır.
Öz Değerle İlişkisi
Kendine dair olumsuz bir kanı taşıyan kişi, bu kanıyla çelişen bilgiyi kabul etmekte zorlanır. İltifat tam olarak böyle bir bilgidir; kişinin kendi hakkındaki hükmüne uymadığı için önce reddedilir.
Bu yüzden iltifatı kabul etmeyi öğrenmek yalnızca bir görgü meselesi değildir. Kişinin kendisiyle ilgili değerlendirmesini yavaş yavaş güncellemesinin de bir yoludur. Kabul edilen her iltifat, o hükmü biraz esnetir.
İltifatı Sınamak: Sık Yapılan Hata
Bazı kişiler iltifatı doğrudan kabul etmek yerine sınar. Gerçekten öyle mi düşünüyorsun, sadece nazik davranıyorsun herhâlde gibi cümleler, karşı tarafı ikna etmeye zorlar.
Bu sınama kısa vadede güven verir gibi görünse de ilişkiyi yorar. Övgüsünü savunmak zorunda kalan kişi bir dahaki sefere daha ihtiyatlı davranır. Sınamak yerine kabul etmek, aynı güvenceyi çok daha az maliyetle sağlar.
Nasıl Kabul Edilir? Basit Cümleler
İltifat kabul etmek uzun bir konuşma gerektirmez. Teşekkür ederim, bunu duymak iyi geldi demek çoğu durumda yeterlidir. Bu cümle ne övünme içerir ne de reddetme.
Biraz daha samimi bir karşılık isteniyorsa, iltifatın hangi kısmının değerli geldiği eklenebilir. Bu konuda epey uğraşmıştım, fark etmene sevindim demek hem emeği görünür kılar hem de karşı tarafın gözlemini onaylar.
Hemen karşılık iltifat etmekten kaçınmak da işe yarar. Anında iade edilen övgü, çoğu zaman içten bir yorum olarak değil, sıkıntıyı dağıtma refleksi olarak duyulur.
İltifat Etmeyi de Öğrenmek
Kabul etmekte zorlananlar genellikle iltifat etmekte de zorlanır. Oysa iyi bir iltifat kişiyi zor durumda bırakmaz; genel bir övgü yerine somut bir gözleme dayanır.
Şu sunumda karmaşık konuyu çok anlaşılır anlattın demek, çok başarılısın demekten hem daha inandırıcı hem de kabul edilmesi daha kolaydır. Somut iltifat, karşı tarafa reddedecek bir şey bırakmaz.
Abartılı İltifat ve Samimiyet Ayrımı
Her iltifat aynı ağırlıkta değildir. Sürekli ve ölçüsüz övgü, bir süre sonra anlamını yitirir ve karşı tarafta güvensizlik yaratır. Bu yüzden iltifatı seyrek ama yerinde kullanmak daha etkilidir.
Bir iltifatın samimi olup olmadığını anlamanın en basit yolu, içinde bir ayrıntı olup olmadığına bakmaktır. Ayrıntı taşıyan iltifat gözleme dayanır; ayrıntısız övgü çoğunlukla nezaket cümlesidir ve öyle karşılanabilir.
İltifat kabul etmek, alışkanlıkla kazanılan küçük bir beceridir. Reddetme refleksinin yerine kısa bir teşekkür koymak birkaç denemede tuhaf gelebilir, sonra doğallaşır. Kazancı ise iki taraflıdır: söyleyen kişi duyulduğunu, duyan kişi de emeğinin görüldüğünü hisseder.